Beden eğitimi "out", Beyin eğitimi "in"

Şu an en değerli şeyinizi elinizden alıcam ve bunu fark etmeyeceksiniz bile. Acıtmayacak korkma. Ne mi alacağım?

Zamanınızı.

...

Ortaokulda ve özellikle lisede dört gözle beklenen bir ders vardır bilirsin hani. Adı "Beden" eğitimidir. Bugün ne kadar lüzumlu bir ders bunu konuşmamız, tartışmamız gerekiyor bence. Kişinin, ailenin, milletin veya vatanın bu derse ne kadar ihtiyacı var? Bu ders olmasa kişi ilerki yaşamında ne gibi eksiklikler çeker? Neleri başaramaz? Bi düşünelim mi?

Bugün eğitim hayatımda aldığım dersleri inceledim de vaktin değerini anlatan hocalarımız zamanında ne kadar vaktimizi "zorunlu" boşa harcamışlar acaba? "Zorunlu" çünkü müfredat denilen kök salmış kalıplar var. Bu kök salımlığı sevende var, sevmeyende. Eğer eğitimciyseniz biz bunları sevenlere geri kafalı, sevmeyenlere de idealist hoca diyoruz haberiniz olsun.

Sizi arayan soran, yanınızda bulunmak isteyen öğrenci sayısına bakın. Tespiti kolay oluyor bu tip şeylerin. Kendinize "Acaba hangisiyim?" diye sormanıza gerek yok yani.

Neyse, konum eğitimciler değil, biz öğrenciler değil, beden eğitimi dersi hiç değil, tek derdim zaman, insanlık ve insanlıkla yakın ilişkisi olan beyin!

En verimli yıllarımızı eğitimle geçiriyoruz. Şikayetçi değilim. Olması gerekende bu. Yalnız alınan bilgilerin ve ona harcanan zaman ne kadar mantıklı? Ne kadarı lüzumlu? Mesela beden eğitimi neden gerekli? Beden eğitimi olmasa biz top oynayamacak mıydık? Hakem olanlar düdüğün nasıl çalındığını bilmeyecekler miydi? Akrobatik hareketler yapamayacak mıydık? Koşamayacak mıydık? Cidden neden gerekli? Şimdi bu yazıyı okumayı bırakıp bir sorsana kendine ben bu dersi aldım da bana ne kattı?

Cevabın yok değil mi? Bence de öyle.

Peki bu ders yerine "Beyin Eğitimi" dersimiz olsaydı şu an daha az beyinsizle uğraşıyor olmazmıydık? İçinden "Hakikatten yaa" dediğini duyuyorum. Dilinle de söyle o cümleyi. Kulakların duysun. Beynin belki bir şeylerin farkına varır he ne dersin?

Eminim ki bugün biri bir bencillik yapmıştır, seni anlamamıştır çünkü seni dinlememiştir, aşağılamıştır seni ya da gururunu incitmiştir. Üzmüştür seni kim bilir belki ağlatmıştır. Belki de neden beni anlamıyor diyip sen sinirden ağlamışsındır. Daha saymama gerek var mı?

Hadi bugün yapmadılar diyelim, peki ya dün? Daha önceki günler neler yaşadın?

Bu arada benim "Beyin Eğitimi" dediğim şeye gâvurlar empati diyor. Hani marjinalsiniz ya, bilirsiniz dedim. Benimde kişisel bir tespitim var. Empatiyi sadece hayal kurabilen insanlar yapabiliyor. Yani güncel hayatında hayal kurabilen biri değilsen kusura bakma o sende yok. Karşındakini kırmaya devam edebilirsin.

Binlerce insan var. Zibilyon çeşitte de duygusal insan var. Hiç birini kalıplaştıramazsınız. Sen duyusalsın, sen umursamazsın, sen adilsin, sen pişkinsin, sen patavatsızsın, sen harikasın, sen kılsın, sen yünsün...

Birinin içinde ne yaşadığını, ne hissettiğini, ancak "onun yaşadığı şeyi sen yaşasaydın ne hissederdin" şeklinde düşünürseniz anlayabilirsiniz. Bu sizi içten konuşmaya, karşınızdakinin sorununu çözmesede onu gerçekten anlamanıza yardımcı olacaktır. Diyaloğunuzu ve birbirinize olan bağınızı arttıracaktır. Diyelim ki; tartışıyorsunuz. Olur, olmaz değil. Bir yazıda okumuştum yeri gelmişken bahsediyim.

"Öfkelenince neden bağırırız?"

Hakikatten neden? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken neden bağırırız?

Sinirlenen kişinin kalbi diğer kalpten uzaklaşır. Uzaktaki birine sesini duyurabilmek içinse insan bağırır. İşte bu yüzde bağırıyoruz. Sesimizi duyurabilmek için. Peki normal bir kişi konuşurken neden normal ses tonuyla söyler? Ya da aşık birisi neden daha kısık ses tonuyla konuşur? Hatta yeri gelir hiç konuşmaz, neden? Bunun sebebi de kalp diğer kalbe o kadar yakın hisseder ki kendini konuşmaya bile gerek bırakmadan anlar karşısındakinin ne diyeceğini...

Neden bunları anlatıyorum, ne demek istiyorum?

O kadar geniş bir konu ki her yönlü ele alamıyorum. Kısaca değinmek istediğim; beden eğitimi yerine beyin eğitimi dersi olmalı. Bu seçmeli değil, zorunlu ders yapılmalı hatta. Kişiliği kazandığımız yaşları başı boş, saçma sapan derslerle doldurmak yerine önce kişiliğine, sonra ailesine, eşine, milletine ve vatanına hayırlı olması için bu eğitimi almalı.

Her gün saygısızca küfreden, ortalığa tüküren, bağıran-angıran, mazluma, arkadaşına, eşine hatta annesine şiddet gösteren tüm itlerin -en sakin kelime buydu- beyin eğitimi alamaması sonucu bu haldeyiz. Sen kapına 30 kilitte vursan o hırsızın girmesi hep beyin eğitimi almamış olmasından kaynaklanıyor.

Eminim içinden bu ahlâki ve dini eğitimin eksikliğinden kaynaklanıyor diyorsundur. Hayır efendim. Dinin ilk emrini yapmayıp, kolaya kaçıp, hoca efendilerin iki dudağı arasından çıkanları sorgusuz sualsiz yaptığın için, kula kulluk edenler olduğu için bu haldeyiz. Ve bu "düzensizliğe", din istismar edildiği müddetçe ben buna ahlâki bakmam. Israrla söylüyorum bu beyin eğitimi eksikliğidir.

İşte sırf bu yüzden Beden eğitimi "out", Beyin Eğitimi "in" olmalı artık.

İnsanlığı eğitimle düzeltebiliriz. Bağırmakla, şiddetle ya küfretmekle değil.

Yarınınız sizin elinizde. Güzel bir güne uyanıp hiç uyumamak dileğiyle.

Hoşçakalın.

comments powered by Disqus